
24 Nisan 2010'da duyurusunu yaptığım Hubble 20. Yıl Yarışması sonuçlandırıldı. Yarışmada Türkiye'den de bir derece var. 'Komik' başlığı altında gönderdiği eseri 3. olan Kuşadası-Rahime Bilici İlköğretim Okulu 6. sınıf öğrencisi Sezgin Babacan'ı tebrik ediyorum. Sezgin bir karpuz üzerine çizdiği Hubble resmiyle yarışmada 3.'lüğü kaptı.

Modern kozmolojinin yeni ama önemli problemlerinden biri de karanlık enerjidir. 1998 yılında keşfedilişinden bu yana karanlık enerjiyi anlamak için birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışma ise tamamen farklı bir şekilde yapıldı. Yıldız, gezegen ve toz bulutlarında yer alan normal madde evrenin kütle-enerji içeriğinin çok küçük bir kısmını oluşturur.

Astronotların kasları uzaydaki fiziksel işlerin daha kolay yapılabilmesinden dolayı % 40’dan daha fazla oranda zayıflıyor. Bu ise 50 yaşındaki bir astronotun kaslarının 80 yaşında olduğunda alacağı duruma denk gelir. Uzayda yapılan tüm egzersiz ve alıştırmalara karşılık bu istenmeyen etki gelecek Mars görevleri için tehlikeli olacaktır.

Evinizde ya da işyerinizde kullandığınız bilgisayarınız sizin hiç rahatsız olmayacağınız hatta varlığını unutacağınız bir şekilde küçük bir program ile bilime yardımda bulunabilir. Einstein@Home olarak oluşturulan bir projeyle şu an kullanıcı sayısı 250 000’i geçmiş. Projeye destek veren bu kişisel bilgisayarların yardımıyla ilk keşif gerçekleşti.

Gökadalar gençlik iksirini bulmuş olmalı...Gökbilimciler yaşlı ve büyük gökadaları saran ikinci bir kuşak varmış gibi görünen sıra dışı morötesi ışınımın varlığını tespit ettiler. Bu yapılar bir şekilde Samanyolu benzeri sarmal gökadaların da tepesini oluşturmuş ve yeni yıldızları oluşturmak için gökadaya gelen gazla kendilerine gereken gücü sağlamışlar.
Gökbilimciler Spitzer Uzay Teleskopu’nun yardımıyla “bucky topları” (buckyballs) olarak bilinen yapının varlığını keşfettiler. Bucky topları ilk kez günümüzden 25 yıl önce laboratuar ortamında gözlenen futbol topu şeklindeki moleküllerdir. Mimari açıdan Buckminster Fuller’in jeodezik modellerine benzerlik gösterirler.

Bazen karşılaşılan büyük bir sorunu tek bir ülkenin çözmesi zordur. Bu mesaj teknolojik olarak gelişmiş 25 ülkenin temsilcilerinin katıldığı Bremen-Almanya'daki toplantıda verildi. Sorun ise güneş fırtınaları. 2013'de zirveye ulaşacağüı düşünülen güneş çevriminin mevcut teknolojiye etkisinin ne olabileceği ve alınabilecek önlemler tartışılıyor.

Titan'a gitmeye gerek kalmadan aynı şartlar laboratuvarda oluşturulup yaşam izi arandı. Deneyde laboratuar ortamında Titan atmosferinin şartları oluşturularak Dünya’da ortaya çıkan yaşamın ilk izleri arandı. Deney sonucunda Titan’da organik moleküllerin olabileceği belirlendi. Deney Arizona Üniversitesi'nde gerçekleştirildi.

Başını Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi'nden Doç.Dr. Ersin Göğüş'ün çektiği uluslararası bir ekip Samanyolu'nda ki 7. Yumuşak Gama Işını tekrarlayıcısını (Soft-gama-ray repeater-SGR) keşfetti. Keşif 19 Mart 2010'da Swift uydusunun bölgede gerçekleşen patlamayı farkedince gerçekleşti. Ne diyelim, tebrikler Ersin Hocam.

Gökbilim'deki keşiflerin hızı inanılmaz. Bu hıza yetişmek için büyük bir enerji harcıyorum. İşte biri daha.... Samanyolu’nu inceleyen bir grup gökbilimci, aralarında büyük yıldızlarında olduğu birçok yeni bölge keşfetti. Keşifle birlikte gökadanın yapısı ve kimyasal bileşimiyle ilgili yeni ipuçları gelebilir.