<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Astronomi Diyarı</title>
	<atom:link href="http://www.astronomidiyari.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.astronomidiyari.com</link>
	<description>Gökbilim Haber ve Bilgi Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Sep 2010 22:33:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Mars Bulmacasına Farklı Bakış</title>
		<link>http://www.astronomidiyari.com/?p=2685</link>
		<comments>http://www.astronomidiyari.com/?p=2685#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 13:01:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümit Fuat ÖZYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mars]]></category>
		<category><![CDATA[Anka Kuşu]]></category>
		<category><![CDATA[Phoenix]]></category>
		<category><![CDATA[Viking]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.astronomidiyari.com/?p=2685</guid>
		<description><![CDATA[NASA’nın 1976 Viking görevi ve 2008’deki Anka Kuşu (Phoenix) görevleri Mars toprağında karbon içerikli kimyasal yapıların olduğunu gösterdi. Çalışma için Viking verileri tekrar incelendi.

Organik maddeler biyolojik ya da biyolojik olmayan yollarla oluşabilir. Birçok göktaşı 5 milyar yıldır hem Dünya’ya hem de Mars’a organik maddeler taşımaktadır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 330px"><a href="http://www.astronomidiyari.com/foto/mars/anka.jpg" rel="shadowbox[post-2685];player=img;"><img class=" " src="http://www.astronomidiyari.com/foto/mars/anka.jpg" alt="" width="320" height="205" /></a><p class="wp-caption-text">Anka Kuşu aracı 2008 yılında Mars yüzeyinde görev yaptı ve Mars toprağının 10 cm altında su buzu olduğunu gösterdi. (NASA/JPL-Calech/University of Arizona)</p></div>
<p style="text-align: justify;">NASA’nın 1976 Viking görevi ve 2008’deki Anka Kuşu (Phoenix) görevleri Mars toprağında karbon içerikli kimyasal yapıların olduğunu gösterdi. Çalışma için Viking verileri tekrar incelendi.</p>
<p style="text-align: justify;">NASA’nın Ames Araştırma Merkezi’nden Chris McKayı: “Bu Mars’ta yaşamın varlığı hakkında herhangi bir şey söylemez, ama bu kanıtları yanıtlamak da sorunun yanıtı için önemli” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Viking aracı Mars toprağında klor bileşikleri olan klorometan (metil klorür) ve diklorometan bulunmuş ve bunun ‘topraktaki akışkan maddeleri temizlediği’ şeklinde yorumlanmıştı. Bu maddelere ek olarak Anka Kuşu’da toprakta Şili’nin çöllerinde organik maddenin çekilmesini sağlayan perklorat’ın olduğunu ortaya çıkarmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ulusal Meksika Özerk Üniversitesi’nden Rafael Navarro Gonzálezi: “Bu sonuçlar Viking’in incelediği Mars toprağında sadece organik bileşiklerin değil perklorat gibi maddenin bulunduğunu da gösterir” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Organik maddeler biyolojik ya da biyolojik olmayan yollarla oluşabilir. Birçok göktaşı 5 milyar yıldır hem Dünya’ya hem de Mars’a organik maddeler taşımaktadır. Mars’taki bulunan organik bileşikler burada yaşamın olduğu anlamına gelmez. Viking aracının saptadığı bu maddeleri göktaşları getirmiş olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 236px"><a href="http://www.jpl.nasa.gov/images/viking/20100820/pia00381-full.jpg" rel="shadowbox[post-2685];player=img;"><img src="http://www.jpl.nasa.gov/images/viking/20100820/pia00381-226.jpg" alt="" width="226" height="170" /></a><p class="wp-caption-text">Mars yüzeyine ait alınan ilk fotoğrafı 20 Termmuz 1976&#39;da Mars yüzeyine inen Viking 1 aracı gönderdi.</p></div>
<p style="text-align: justify;">“Viking aracı organik bileşikleri eksik bulmuştu. Biz yıllardır bu eksik parçanın peşindeydik. Anka Kuşu perkloratı bularak bulmacayı tamamladı.  Bu Viking’ten bu yana Mars’ta yapılan en önemli keşiftir” diyor McKay.  Perklorat, klor ve oksijen iyonlarının oluşturduğu güçlü bir bileşiktir. “Organik bileşikler perklorat olmasaydı milyonlarca yıldır orada dururdu. Ama perklorat organik bileşikleri hızla yok eden bir maddedir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yorum Navarro González ve dört kişiden oluşan ekibinin organik madde kaybına ilişkin Viking’in algılamasında bir sorun olmadığını bunun başka bir şekilde yorumlanması gerektiğini öne sürdüler. Ekip toprağı kirleten maddenin klor bileşikleri olduğunu belirttiler. Mars görevlerinin ve Mars meteorlarının bu çalışmaya daha fazla yardımcı olacağı bekleniyor.</p>
<p style="text-align: justify;">NASA’nın 2012 yılında Mars Bilim laboratuarı göreviyle Mars Deney ve İnceleme Aracını (Sample Analysis at Mars-SAM) kızıl gezegene gönderecek. SAM, Viking ve Anka Kuşu’nun tersinde yüzeyde gezebilecek. Böylece daha fazla toprak ve kaya örneklerini inceleyip test edebilecek. SAM Viking’e göre daha gelişmiş olacağından Mars toprağındaki organik bileşiklerin olup olmadığını daha hassas bir şekilde söyleyebilecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Mars toprağındaki biyolojik organik bileşiklerin varlığı kanıtlanması, bu moleküllerin DNA gibi yapılarının kontrol edilmesiyle sağlanabilir. “Eğer böyle bir yapı yoksa bileşiğin farklı bir yolla oluştuğunu düşünmek gerekecek” diyor McKay.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: <a href="http://www.jpl.nasa.gov/news/news.cfm?release=2010-286" target="_blank">NASA-JPL</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.astronomidiyari.com/?feed=rss2&amp;p=2685</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hubble Yarışmasında 3. Aldık</title>
		<link>http://www.astronomidiyari.com/?p=2678</link>
		<comments>http://www.astronomidiyari.com/?p=2678#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 12:47:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümit Fuat ÖZYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.astronomidiyari.com/?p=2678</guid>
		<description><![CDATA[24 Nisan 2010'da duyurusunu yaptığım Hubble 20. Yıl Yarışması sonuçlandırıldı. Yarışmada Türkiye'den de bir derece var. 'Komik' başlığı altında gönderdiği eseri 3. olan Kuşadası-Rahime Bilici İlköğretim Okulu 6. sınıf öğrencisi Sezgin Babacan'ı tebrik ediyorum. Sezgin bir karpuz üzerine çizdiği Hubble resmiyle yarışmada 3.'lüğü kaptı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><a href="http://okulweb.meb.gov.tr/09/09/288502/DEPO/Resim%20Depo/Waterhubblemelon.jpg" rel="shadowbox[post-2678];player=img;"><img class="alignnone" src="http://okulweb.meb.gov.tr/09/09/288502/DEPO/Resim%20Depo/Waterhubblemelon.jpg" alt="" width="237" height="306" /></a></td>
<td><a href="http://okulweb.meb.gov.tr/09/09/288502/DEPO/Resim%20Depo/Sezgin_Babacan.JPG" rel="shadowbox[post-2678];player=img;"><img class="alignnone" src="http://okulweb.meb.gov.tr/09/09/288502/DEPO/Resim%20Depo/Sezgin_Babacan.JPG" alt="" width="204" height="305" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;">24 Nisan 2010&#8242;da duyurusunu yaptığım Hubble 20. Yıl Yarışması sonuçlandırıldı. Yarışmada Türkiye&#8217;den de bir derece var. &#8216;Komik&#8217; başlığı altında gönderdiği eseri 3. olan Kuşadası-<a href="http://okulweb.meb.gov.tr/09/09/288502/" target="_blank">Rahime Bilici İlköğretim Okulu</a> 6. sınıf öğrencisi Sezgin Babacan&#8217;ı tebrik ediyorum. Sezgin bir karpuz üzerine çizdiği Hubble resmiyle yarışmada 3.&#8217;lüğü kaptı.</p>
<p style="text-align: justify;">Avrupa Uzay Ajansı bir süre önce Hubble Uzay Teleskopu&#8217;nun 20. Yılı nedeniyle &#8220;Hubble Popüler Kültür&#8221; adında bir yarışma düzenleyeceğini <a href="http://www.astronomidiyari.com/?p=1812" target="_blank">açıklamıştı.</a> Yarışmada, sanatsal, tuhaf, komik, büyük ve küçük başlıklarında 5 ayrı dalda yarışma açılacağı duyuruldu. Her dalda dereceye giren ilk 3 kişiye çeşitli hediyeler verilecekti. Ülkemizden bu yarışmada bir derece gelmesi güzel.</p>
<p style="text-align: justify;">Tebrikler Sezgin Babacan. Bir tebrik de seni bu yarışma için hazırlayan öğretmenin Mert Koçer&#8217;e.</p>
<p style="text-align: justify;">Yarışma sonuçları için <a href="http://www.spacetelescope.org/projects/20anniversary/hubblepopculture/#rules" target="_blank">tıklayınız.</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.astronomidiyari.com/?feed=rss2&amp;p=2678</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yakın Asteroitler</title>
		<link>http://www.astronomidiyari.com/?p=2670</link>
		<comments>http://www.astronomidiyari.com/?p=2670#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 00:42:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümit Fuat ÖZYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güneş Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[asteroit]]></category>
		<category><![CDATA[Eros]]></category>
		<category><![CDATA[Spitzer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.astronomidiyari.com/?p=2670</guid>
		<description><![CDATA[NASA’nın Spitzer Uzay Teleskopu Dünya’ya yakın olan bir grup asteroit grubunu ortaya çıkardı. Tıpkı renkli meyveli şekerler ya da çikolatalarda olduğu gibi bunlarda çeşitli renklerde ve şekillere sahip. Bazıları koyu ve mat, bazıları ise parlak ve açık renkte. Dünya’ya yakın  100 asteroitten  çıkan sonuç çoğunun farklı olduğu yönünde. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 336px"><a href="http://www.spitzer.caltech.edu/uploaded_files/images/0006/2001/sig10-019.jpg" rel="shadowbox[post-2670];player=img;"><img class=" " src="http://www.spitzer.caltech.edu/uploaded_files/images/0006/2003/sig10-019_Ti.jpg" alt="" width="326" height="360" /></a><p class="wp-caption-text">Eros asteroiti. 2000 yılında dünyaya yakın konumdan geçen Eros gibi yüzlerce asteroit sürekli gözlem altında bulunuyor. (NASA/JHUAPL)</p></div>
<p style="text-align: justify;">NASA’nın Spitzer Uzay Teleskopu Dünya’ya yakın olan bir grup asteroit grubunu ortaya çıkardı. Tıpkı renkli meyveli şekerler ya da çikolatalarda olduğu gibi bunlarda çeşitli renklerde ve şekillere sahip. Bazıları koyu ve mat iken bazıları ise parlak ve açık renklere sahip. Dünya’ya yakın  100 asteroitten  çıkan sonuç çoğunun farklı olduğu yönünde.</p>
<p style="text-align: justify;">Fiziksel özellikleri iyi bilinmeyen Dünya’ya yakın nesneleri anlamak için bu keşif gökbilimciler için oldukça değerli.</p>
<p style="text-align: justify;">Northern Arizona Üniversitesi’nden David Trilling: “Bu kayalar bize geldikleri yerleri gösterebilir. Bir akarsuyun taşıdığı çakılın geldiği dağ hakkında bilgi vermesi gibi” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Spitzer sayısı neredeyse 700’ü bulan dünya yakını nesnelerini izleyerek onları katalogluyor. Görünür ışığa göre kızılötesi gözlem daha doğru sonuçlar vereceğinden Spitzer asteroitlerin boyutlarının doğru ölçülmesinde yardımcı oluyor. Görünür ışık gözlemleri asteroitin büyük ve koyu ya da küçük ve aydınlık arasında bir ayrım yapamaz. Kızılötesi gözlemler ise asteroitlerin gerçek boyut ve bileşim verilerini sağlayacağı gibi ayrıca asteroitin sıcaklığı hakkında da bilgi verir. Büyük ancak karanlık bir kaya küçük ancak parlak bir nesneden daha fazla ışık alacağı için daha sıcaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Trilling ve ekibi şimdiye kadar 100’e yakın dünya yakınındaki asteroitle ilgili verileri inceledi. Ekip önümüzdeki yıl bu sayıyı 600’e çıkarmak amacını taşıyor. Sayısının onbinlere ulaştığı düşünülen asteroitlerin şimdilik 7000 tanesini biliyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">“Dünya yakınındaki asteroitlerin çok azının fiziksel özelliklerini biliyoruz. Verilerimiz her nesne için değişmektedir. Bu bilgiler gelecekte yapılabilecek uzay görevleri için kullanılabilir” diyor Trilling.</p>
<p style="text-align: justify;">
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 292px"><a href="http://www.spitzer.caltech.edu/uploaded_files/images/0005/5575/SIRTF_ir_2_Ti.jpg" rel="shadowbox[post-2670];player=img;"><img class="  " src="http://www.spitzer.caltech.edu/uploaded_files/images/0005/5575/SIRTF_ir_2_Ti.jpg" alt="" width="282" height="212" /></a><p class="wp-caption-text">Spitzer Kızılötesi Uzay Teleskopu (NASA/JPL-Caltech/R. Hurt (SSC))</p></div>
<p style="text-align: justify;">Veriler bazı küçük nesnelerin yansıtabilirliğinin (albedo, güneş ışığını yansıtma değeri) çok yüksek olduğunu gösteriyor. Asteroit yüzeyleri fazla güneş ışığı etkisi altında kaldığında koyu görünürken daha genç yüzeyler parlak görünür. Bu da yakın asteroitlerin gelişiminin sürdüğünü gösteren bir kanıttır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca şimdiye kadar gözlenen asteroitlerden elde edilen sonuçlar bu cisimlerin kökenlerinin farklı olduğunu da gösteriyor. Bazıları Mars ile Jüpiter arasındaki ana kuşaktan gelebileceği gibi daha uzaktan güneş sisteminin dışından da gelebilir. Bu da asteroitlerin güneş sisteminin ilk aşamalarındaki gezegenleri oluşturan madde çorbasından oluştuğunu gösteriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Gökyüzünü tarayan bir diğer araç olan WISE (geniş alan kızılötesi tarayıcısı) ise 110’u önceden bilinen olmak üzere 430’dan fazla dünya yakını asteroiti keşfetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelecekte hem Spitzer hem de WISE araçları bu asteroitlerin “tatları” hakkında bilgi verecek. Bu kozmik nesneler yaşam için gerekli olan su ve organik maddenin dünyanın gençlik zamanına nasıl geldiği hakkında da bilgi verebilecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak:<a href="http://www.spitzer.caltech.edu/news/1191-feature10-15-Spitzer-Finds-a-Flavorful-Mix-of-Asteroids-" target="_blank"> Spitzer</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.astronomidiyari.com/?feed=rss2&amp;p=2670</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suyu Yıldızın Işığı Oluşturmuş</title>
		<link>http://www.astronomidiyari.com/?p=2658</link>
		<comments>http://www.astronomidiyari.com/?p=2658#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 14:37:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümit Fuat ÖZYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[ESA]]></category>
		<category><![CDATA[Herschel]]></category>
		<category><![CDATA[IRC+10216]]></category>
		<category><![CDATA[kızılötesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.astronomidiyari.com/?p=2658</guid>
		<description><![CDATA[Gökbilimciler 2001 yılında yaşlı bir yıldızın çevresini saran su buharı bulutunu keşfettiklerinde hemen bunun kaynağını aramaya başladılar. Yanıt Herschel Kızılötesi Gözlemevi'nden geldi. Herschel, ölen bir yıldızın neden sıcak su buharı bulutuyla çevrili olduğunu da açıklıyor. Yanıt ilginçti: suyu yıldızın ışığı oluşturmuştu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 330px"><a href="http://www.esa.int/images/CWLeo_L.jpg" rel="shadowbox[post-2658];player=img;"><img class=" " src="http://www.esa.int/images/CWLeo_L.jpg" alt="" width="320" height="274" /></a><p class="wp-caption-text">ESA&#39;nın Herschel uzay gözlemevi ile aldığı yukarıdaki görüntüde IRC+10216 yıldızı toz bulutunun içinde görüldü. İşin ilginci bu tozlu yapının içinde subuharının da olması. (ESA/PACS/SPIRE/MESS Consortia) </p></div>
<p style="text-align: justify;">ESA’nın Herschel Kızılötesi Gözlemevi morötesi yıldız ışığının uzayda su oluşumu için anahtar madde olduğunu keşfetti. Bu keşif, ölen bir yıldızın neden sıcak su buharı bulutuyla çevrili olduğunu da açıklıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Her oluşum gizli bir maddeye ihtiyaç duyar. Gökbilimciler 2001 yılında yaşlı bir yıldız olan IRC+10216’nın çevresini saran su buharı bulutunu keşfettiklerinde hemen bunun kaynağını aramaya başladılar. IRC+10216 gibi karbon yıldızları çevresinde suyu tutmaması gerekir. Başlarda yıldızın yaydığı ısının kuyrukluyıldız ve cüce gezegenlerdeki suyu buharlaştırdığı düşünülmüştü.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak Herschel suyun bu cisimlerden oluşamayacak kadar sıcak olduğunu ve buradaki gizli maddenin morötesi ışık olduğunu gösterdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Belçika-Katholieke Üniversitesi’nden Leen Decin, “Bu gelişmiş bir aletin gördüğümüz resmi nasıl değiştirdiğinin iyi bir örneğidir” diyor. Herschel, IRC+10216’nın çevresindeki suyun sıcaklığının -200 ile 800 C derece arasında olduğunu ve bu sıcaklık aralığının yıldıza çok yaklaşan kuyrukluyıldızların etkisiyle değiştiğini ortaya çıkardı.</p>
<p style="text-align: justify;">
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 236px"><a href="http://www.esa.int/images/Herschel_sc_artist-instruments_L.jpg" rel="shadowbox[post-2658];player=img;"><img class=" " src="http://www.esa.int/images/Herschel_sc_artist-instruments_L.jpg" alt="" width="226" height="320" /></a><p class="wp-caption-text">Herschel Kızılötesi Uzay Gözlemevi ile görünür ışıkla görülmesi zor hatta olanaksız olan gizli bölgeleri, yıldız oluşum bölgelerini, tozlu yapının arkasında saklanan sırlar keşfedilebiliyor. (ESA (Image by AOES Medialab); arka plan görüntüsü: Hubble Space Telescope, NASA/ ESA/ STScI)</p></div>
<p style="text-align: justify;">IRC+10216 kırmızı dev bir yıldızdır ve boyutu Güneş’ten yüzlerce kat büyük olmasına karşılık kütlesi sadece birkaç Güneş kütlesindedir. IRC+10216’yı Güneş’in yerine koysaydık Mars’ı da içine kalacak kadar büyük alanı kaplayacaktı.</p>
<p style="text-align: justify;">500 ışık yılı uzaklıkta olan yıldız görünür ışık altında zorlukla görülebilirken, kızılötesi ile çalışan bir teleskopla bakıldığında en parlak yıldızlardan biri oluverir. Çünkü yıldız ile bizim aramızdaki tozlu yapı görünür ışığa engel olurken kızılötesini engelleyememektedir. Yıldız üstelik bir de su buharından oluşmuş bir bulutun içindedir. Peki bu su nereden gelmiş olabilir?</p>
<p style="text-align: justify;">Sorunun yanıtına ilişkin önemli bir ipucu Herschel ile bulundu. Gözlemler IRC+10216’nın bir toz zarfı içinde olduğunu gösteriyordu. Herschel’in burada suya rastlaması gökbilimcilere, morötesi ışığın zarfın derinlerine kadar ilerleyebildiğini ve karbondioksit ve silisyum monoksit gibi molekülleri parçalayarak oksijen atomlarını serbest bıraktırdığını düşündürdü. Boşta kalan oksijen atomları sonra hidrojenle birleşerek su molekülünü oluşturdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Decin ve ekibi şimdi başka karbon yıldızları gözleyerek onlarda da su bulmayı umuyor. Herschel ile daha fazla yıldızın çevresinde su bulacaklarına inanıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: <a href="http://www.esa.int/esaCP/SEMW76EODDG_index_0.html" target="_blank">ESA</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.astronomidiyari.com/?feed=rss2&amp;p=2658</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şiddetli Rüzgarlı Bir Gökada: NGC 4666</title>
		<link>http://www.astronomidiyari.com/?p=2653</link>
		<comments>http://www.astronomidiyari.com/?p=2653#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 12:10:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümit Fuat ÖZYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gökada]]></category>
		<category><![CDATA[ESO]]></category>
		<category><![CDATA[NGC 4666]]></category>
		<category><![CDATA[NGC 4668]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.astronomidiyari.com/?p=2653</guid>
		<description><![CDATA[ESO’nun (Avrupa Güney Gözlemevi) 2.2 metrelik teleskobuyla görünür ışıkla alınan bu görüntünün merkezinde tüm ihtişamıyla kendini gösteren gökada NGC 4666’dır. NGC 4666 çok kuvvetli yıldız oluşumları ve dışarı alışılmadık ölçüde şiddetli rüzgarlarla gaz püskürten incelemeye değer bir gökadadır. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 330px"><a href="http://www.eso.org/public/archives/images/screen/eso1036a.jpg" rel="shadowbox[post-2653];player=img;"><img src="http://www.eso.org/public/archives/images/medium/eso1036a.jpg" alt="" width="320" height="257" /></a><p class="wp-caption-text">Merkezde kendini gösteren NGC 4666 ile sol altta görülen NGC 4668 arasında kütle çekimi nedeniyle bir etkileşim olduğu ve bunun da yıldız oluşumlarını tetiklediği düşünülüyor. (ESO/J. Dietrich)</p></div>
<p style="text-align: justify;">ESO’nun (Avrupa Güney Gözlemevi) 2.2 metrelik teleskobuyla görünür ışıkla alınan bu görüntünün merkezinde tüm ihtişamıyla kendini gösteren gökada NGC 4666’dır. NGC 4666 çok kuvvetli yıldız oluşumları ve dışarı alışılmadık ölçüde şiddetli rüzgarlarla gaz püskürten incelemeye değer bir gökadadır. Gökadanın daha önce de ESA’nın XMM-Newton uzay teleskopuyla x-ışınları <a href="http://xmm.esac.esa.int/external/xmm_science/gallery/public/level3.php?id=313" target="_blank">görüntüsü</a> alınmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Görüntünün merkezinde görülen NGC 4666, 80 milyon ışık yılı uzaklıkta yer alan ve yoğun yıldız oluşumuna sahne olan bir gökadadır. NGC 4666 ile sol altta görülen NGC 4668’in arasında kütle çekim kuvvetleri nedeniyle bir etkileşim olduğu düşünülüyor. Bu etkileşim, gökada da güçlü yıldız oluşumlarını tetiklemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük yıldızların oluşturduğu süpernova patlamaları ve kuvvetli rüzgarlar birleşerek gökada da geniş akım yolları oluşturur. Bu süper rüzgarlar gökadanın parlak merkez bölgesinden gelmekte ve on binlerce ışık yılı öteye kadar uzanmaktadır. Bu rüzgarlar genellikle x-ışını yaydıkları için görünür ışık altında görünmezler.</p>
<p style="text-align: justify;">Gökbilimciler gökyüzündeki nesnelerin doğasını anlayabilmek için çeşitli dalga boylarında çalışan araçlardan nesnenin görüntüsünü alırlar. Bu farklı görüntüler bize nesneyle ilgili farklı alanlarda bilgiler verir. Evreni keşfetmenin yolu uzaya ışığın çok farklı dalga boylarıyla bakmaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><object classid="clsid:02bf25d5-8c17-4b23-bc80-d3488abddc6b" width="638" height="382" codebase="http://www.apple.com/qtactivex/qtplugin.cab#version=6,0,2,0"><param name="src" value="http://www.eso.org/public/archives/videos/medium_mpeg1/eso1036a.mpg" /><embed type="video/quicktime" width="638" height="382" src="http://www.eso.org/public/archives/videos/medium_mpeg1/eso1036a.mpg"></embed></object></p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: <a href="http://www.eso.org/public/news/eso1036/" target="_blank">ESO</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.astronomidiyari.com/?feed=rss2&amp;p=2653</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.eso.org/public/archives/videos/medium_mpeg1/eso1036a.mpg" length="13346820" type="video/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>İki Ötegezegende Potasyum İzine Rastlandı</title>
		<link>http://www.astronomidiyari.com/?p=2647</link>
		<comments>http://www.astronomidiyari.com/?p=2647#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 15:19:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümit Fuat ÖZYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ötegezegen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.astronomidiyari.com/?p=2647</guid>
		<description><![CDATA[Florida Üniversitesi’ndeki gökbilimciler 190 ışık yılı uzaklıktaki HD 80606 b adlı dev gezegenin atmosferinde potasyum olduğunu keşfettiler. Tesadüfen Exeter Üniversitesi’nden David Sing yöneticiliğindeki başka bir grup 485 ışık yılı uzaklıktaki bir başka dev, XO-2b gezegeni atmosferindeki potasyumu algılamak için aynı yöntemi kullandı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.sciencedaily.com/images/2010/08/100831121441-large.jpg" rel="shadowbox[post-2647];player=img;"><img src="http://www.sciencedaily.com/images/2010/08/100831121441.jpg" alt="" width="300" height="198" /></a><p class="wp-caption-text">İspanya&#39;nın Kanarya Adaları&#39;nda bulunan 10.4 metrelik Gran teleskopu. (Fotoğraf: Miguel Briganti/SMM/IAC)</p></div>
<p style="text-align: justify;">Florida Üniversitesi’ndeki gökbilimciler 190 ışık yılı uzaklıktaki HD 80606 b adlı dev gezegenin atmosferinde potasyum olduğunu keşfettiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Florida Üniversitesi Astronomi doktora öğrencisi Knicole Colón: “Bu yöntem Jüpiter boyutlarındaki bir gezegen için çok iyi çalışır. Aynı yöntemi daha küçük gezegenlere uygulayarak, biraz da çabayla, onların atmosfer bileşenlerini de bulmak istiyoruz” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Rastlantı sonucu olarak Exeter Üniversitesi’nden David Sing yöneticiliğindeki başka bir grup 485 ışık yılı uzaklıktaki bir başka dev, XO-2b gezegeni atmosferindeki potasyumu algılamak için aynı yöntemi kullandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Her iki gezegen de dünya ile karşılaştırılamayacak kadar yüksek sıcaklıklara sahiptir. HD 80606 b, 1200 C derece ve X= 2b ise 930 C derece sıcaklığındadır. Bu sıcaklıklar potasyumun buharlaşması için yeterlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu gözlemler ile gezegenlerin atmosferlerinde neler olup biteceğini ön gören bilgisayar modelleri birbirine uyumludur. Bu yöntemler bir ötegezegende yaşam izi bulunması için de kullanılabilecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Florida Üniversitesi’nden Colón’un danışmanı olan Eric Ford: “Gözlemde dar-bant geçişi tayf ölçümüyle algılanır ve atomların arasından geçen ışık ölçülür. Böylece bir gezegenin atmosferinde hangi elementlerin olduğu ortaya çıkarılabilir” diyerek ek bilgi veriyor ve devam ediyor:</p>
<p style="text-align: justify;">“Bu yöntem Dünya’dan geçiş yapmak üzere olan gezegenler için kullanılabiliyor. Sayısı 500’e yaklaşan gezegenlerin bir kısmının yıldızının önünden yaptığı geçiş görüntülenebilir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Geçiş yönteminde uygulanan tayf ışıkölçümü şu şekilde çalışır: Gezegen atmosferi yıldızından gelen ışıkla aydınlatılınca gökbilimciler buradaki ışığı ölçerler. Alınan ışığın imzasında her elementi tanımlayan çizgiler bulunur. Bu inceleme sonucunda gezegen atmosferinin hangi elementlere sahip olduğu çıkarılır. İşte iki ötegezegen atmosferindeki potasyumda böylesi bir yöntemle bulundu.</p>
<p style="text-align: justify;">Araştırmacılar veriler için yeryüzünün en büyük teleskoplarından Gran Teleskopu!nu kullandılar. Teleskop dünyanın gökyüzü gözlemi için en uygun yerlerinden olan Afrika’nın kuzey batısındaki Kanarya Adaları’nda bulunuyor. Teleskop 35 metrelik bir aynaya sahiptir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ford: “Her iki çalışma ekibinden gelen sonuçlar yöntemin başarılı olduğunu gösteriyor. Bu keşifler bizi ilerisi için cesaretlendirdi. Biz hala bu aletin daha neler yapabileceğini tam olarak bilmiyoruz” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">2002 yılında Hubble Uzay Teleskopu <a href="http://www.astronomidiyari.com/?p=2436" target="_blank">HD 209458 b</a>’de sodyum benzeri bir element olduğunu keşfetmişti. O zamandan bu yana sadece bir gezegende daha sodyuma rastlandı. Colón, gezegenlerin atmosfer bileşenlerinin anlaşılması için başka dev gezegenlerde de potasyum aramaya devam etmeyi planlıyor. Colón, bu konuda Kepler Uzay Teleskopu’nun kendisine yardımcı olacağını umuyor:</p>
<p style="text-align: justify;">“Kepler görevi de olmak üzere birçok görevle er ya da geç dünya benzeri gezegenler bulunacaktır. Bu gezegenlerin atmosferlerinde metan, su buharı gibi yaşamsal gazlar da bulunabilir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: <a href="http://www.sciencedaily.com/releases/2010/08/100831121441.htm" target="_blank">Science Daily</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.astronomidiyari.com/?feed=rss2&amp;p=2647</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gökada Kümesindeki Çarpışmanın İzleri</title>
		<link>http://www.astronomidiyari.com/?p=2637</link>
		<comments>http://www.astronomidiyari.com/?p=2637#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 12:33:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümit Fuat ÖZYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görsel]]></category>
		<category><![CDATA[Abell 1758]]></category>
		<category><![CDATA[Chandra]]></category>
		<category><![CDATA[Gökada]]></category>
		<category><![CDATA[Gökada birleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gökada çarpışması]]></category>
		<category><![CDATA[gökada kümeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.astronomidiyari.com/?p=2637</guid>
		<description><![CDATA[Renklendirilmiş görüntü 3.2 milyar ışık yılı uzaklıktaki Abell 1758 gökada kümesinde çarpışmaya uğrayan iki küçük gökadanın etkilerini ortaya çıkarmıştır. Görüntüdeki mavi renk Chandra X-ışını verilerini ve pembe renk ise Hindistan’daki Dev Metre Dalga boyu Radyo Teleskop (GMRT) ile oluşturuldu. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 388px"><a href="http://chandra.harvard.edu/photo/2010/a1758/a1758.jpg" rel="shadowbox[post-2637];player=img;"><img class=" " src="http://chandra.harvard.edu/photo/2010/a1758/a1758_w1.jpg" alt="" width="378" height="378" /></a><p class="wp-caption-text">Bu renklendirilmiş görüntü 12 milyon ışık yılı genişliğindeki bir alana yayılmış olan Abell 1758 kümesinin üç farklı dalga boyunda alınmış görüntülerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Mavi-Chandra, pembe-GMRT ve altın rengi görünür ışıkla alınmıştır. (X-ray (NASA/CXC/SAO/M.Markevitch); Radio (TIFR/GMRTSAO/INAF/R.Cassano, S.Giacintucci); Optical (DSS))</p></div>
<p style="text-align: justify;">Renklendirilmiş görüntü 3.2 milyar ışık yılı uzaklıktaki Abell 1758 gökada kümesinde çarpışmaya uğrayan iki küçük gökadanın etkilerini ortaya çıkarmıştır. Görüntüdeki mavi renk Chandra X-ışını verilerini ve pembe renk ise Hindistan’daki Dev Metre Dalga boyu Radyo Teleskop (GMRT) ile oluşturuldu. Bu bölgeler hızlı parçacıklar ile oluşmuş çok büyük ölçekli manyetik alanları kapsamaktadır. Altın rengi ise görünür ışıkla oluşturmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu gökada kümesi ile birlikte 31 diğer gökada kümeleri arasında gerçekleşen çarpışmalar Chandra ve GMRT ile ortaya çıkarılmıştır. Bu sonuç gökada kümeleri arasında birleşmelerden dolayı elektronların hızlandığını gösteriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Birbirlerine kütle çekimi ile bağlı gökada kümeleri evrendeki en büyük yapılardır. Bunlar küçük kümelerle ya da gökada gruplarıyla çarpışıp birleşirler. Bu tür çarpışmalarla toplanan Abell 1758 gibi kümeler büyük patlamadan bu yana hareketlidirler. Chandra’nın önceki çalışmalarında görüleceği üzere 7 milyar yıl yaşın üzerinde olanlardaki hareketlilik karanlık enerjinin etkisi nedeniyle azalmıştır.</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>
<p><div class="wp-caption alignnone" style="width: 200px"><a href="http://chandra.harvard.edu/photo/2010/a1758/a1758_w2.jpg" rel="shadowbox[post-2637];player=img;"><img class="   " src="http://chandra.harvard.edu/photo/2010/a1758/a1758_w2.jpg" alt="" width="190" height="190" /></a><p class="wp-caption-text">X-ışını görüntüsü</p></div></td>
<td>
<p><div class="wp-caption alignnone" style="width: 200px"><a href="http://chandra.harvard.edu/photo/2010/a1758/a1758_w4.jpg" rel="shadowbox[post-2637];player=img;"><img class="   " src="http://chandra.harvard.edu/photo/2010/a1758/a1758_w4.jpg" alt="" width="190" height="190" /></a><p class="wp-caption-text">Görünür ışıkla alınmış görüntü.</p></div></td>
<td>
<p><div class="wp-caption alignnone" style="width: 200px"><a href="http://chandra.harvard.edu/photo/2010/a1758/a1758_w5.jpg" rel="shadowbox[post-2637];player=img;"><img class="   " src="http://chandra.harvard.edu/photo/2010/a1758/a1758_w5.jpg" alt="" width="190" height="190" /></a><p class="wp-caption-text">Radyo görüntüsü.</p></div></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: <a href="http://chandra.harvard.edu/photo/2010/a1758/" target="_blank">Chandra</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.astronomidiyari.com/?feed=rss2&amp;p=2637</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kepler İlk Sistemini Buldu</title>
		<link>http://www.astronomidiyari.com/?p=2626</link>
		<comments>http://www.astronomidiyari.com/?p=2626#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 23:43:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümit Fuat ÖZYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ötegezegen]]></category>
		<category><![CDATA[exoplanet]]></category>
		<category><![CDATA[Kepler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.astronomidiyari.com/?p=2626</guid>
		<description><![CDATA[NASA’nın gezegen avı için uzaya yolladığı Kepler uzay aracı geçiş yöntemiyle bir yıldızın iki gezegenin keşfetti. Bu aynı zamanda aracın keşfettiği ilk sistem anlamına da geliyor. Kepler-9 olarak kodlanan güneş benzeri yıldızın iki gezegeni de Satürn boyutlarında. Keşif  Kepler’in 156 000 yıldızı olan bölgeden yedi ay içinde alınan verilerle yapıldı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 340px"><a href="http://www.nasa.gov/centers/ames/images/content/477859main_KeplerSinglePanelStill.jpg" rel="shadowbox[post-2626];player=img;"><img class=" " src="http://science.nasa.gov/media/medialibrary/2010/08/26/twoplanets_strip.jpg/image_full" alt="" width="330" height="248" /></a><p class="wp-caption-text">Kepler bir yıldızın iki gezegeni olduğunu keşfetti. Keşifle birlikte Kepler&#39;in bulduğu gezegen sayısı 7&#39;ye yükseldi. (NASA/Ames/JPL-Caltech)</p></div>
<p style="text-align: justify;">NASA’nın gezegen avı için uzaya yolladığı Kepler uzay aracı <a href="../link/otegezegen.html">geçiş yöntemi</a>yle bir yıldızın iki gezegenin keşfetti. Bu aynı zamanda aracın keşfettiği ilk sistem anlamına da geliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kepler-9 olarak kodlanan güneş benzeri yıldızın iki gezegeni de Satürn boyutlarında ve Kepler-9b ve 9c olarak adlandırıldı. Keşif  Kepler’in 156 000 yıldızı olan bölgeden yedi ay içinde alınan verilerle yapıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Kepler’in aşırı duyarlılığa sahip kamerası yıldızların ışıklarındaki parlaklık değişimlerini gözler. Bir gezegenin yıldızın önünden geçişi parlaklığında küçücük bir azalmaya neden olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Gezegenin yıldıza olan uzaklığı ise geçiş süresiyle ölçülür. Geçiş süresince gerçekleşen parlaklık değişimlerinden de gezegenin kütlesi ve sistemde olabilecek diğer gezegenler saptanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Geçtiğimiz haziran ayında bilim insanları Kepler verilerinde 700’den fazla gezegen adayı bilgilerini <a href="http://www.astronomidiyari.com/?p=2238" target="_blank">duyurdu</a>. Yeni bulunan gezegenler bu verilerin içinde yer alıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilim insanları Hawai’deki Keck Gözlemevi’ni kullanarak gezegenlerin kütlelerini tespit etti. Her iki gezegenin de Satürn’den daha büyük kütleye sahip olduğunu gördüler. Kepler 9b yıldızı çevresinde 19 günde dolanırken, Kepler 9c ise 38 günlük bir yörünge dönemine sahip. Yani her iki gezegende yıldıza oldukça yakın konumdalar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu iki dev gezegene ek olarak bir üçüncü gezegen olabileceği de ortaya çıktı. Bu ise 1.6 günlük yörünge dönemiyle yıldıza yapışmış kadar yakın dolanan 1.5 dünya boyutlarında bir başka gezegendi. Ancak bu üçüncü gezegenin onayı için daha fazla gözlem gerekiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: <a href="http://science.nasa.gov/science-news/science-at-nasa/2010/26aug_kepler/" target="_blank">NASA Science</a></p>
<p style="text-align: justify;">Ötegezegenlerle ilgili olarak <a href="http://www.astronomidiyari.com/foto/sunum/otegezegenler.pdf" target="_blank">Ötegezegen Rehberi</a>ni inceleyebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.astronomidiyari.com/?feed=rss2&amp;p=2626</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>WISE&#8217;den Uzay Gülü</title>
		<link>http://www.astronomidiyari.com/?p=2622</link>
		<comments>http://www.astronomidiyari.com/?p=2622#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 22:53:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümit Fuat ÖZYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görsel]]></category>
		<category><![CDATA[Monoceros]]></category>
		<category><![CDATA[NGC 2237]]></category>
		<category><![CDATA[NGC 2244]]></category>
		<category><![CDATA[rozet bulutsusu]]></category>
		<category><![CDATA[tek boynuz]]></category>
		<category><![CDATA[WISE]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.astronomidiyari.com/?p=2622</guid>
		<description><![CDATA[NASA’nın Geniş Alan Kızılötesi Tarayıcısı (WISE) ile Tekboynuz (Monoceros) takımyıldızında yer alan Rozet Bulutsusu görüntülendi. Görüntüde Rozet Bulutsusu tıpkı bir kozmik gül gibi poz vermiş görünüyor.

Böylesi romantik isimlendirilmiş bulutsu sayısı fazla değildir. Bulutsu 4500-5000 ışık yılı kadar uzaklıkta bulunuyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://photojournal.jpl.nasa.gov/jpegMod/PIA13126_modest.jpg" rel="shadowbox[post-2622];player=img;"><img class="alignleft" src="http://photojournal.jpl.nasa.gov/jpegMod/PIA13126_modest.jpg" alt="" width="326" height="368" /></a>NASA’nın Geniş Alan Kızılötesi Tarayıcısı (WISE) ile Tekboynuz (Monoceros) takımyıldızında yer alan Rozet Bulutsusu görüntülendi. Görüntüde Rozet Bulutsusu tıpkı bir kozmik gül gibi poz vermiş görünüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Böylesi romantik isimlendirilmiş bulutsu sayısı fazla değildir. Samanyolu içindeki büyük gaz ve toz bulutunun oluşturduğu çiçeği andıran görüntüsüyle bulutsu NGC 2237 olarak kod adıyla da bilinir. Bulutsu bizden 4500-5000 ışık yılı kadar uzaklıkta bulunuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Çiçeğin merkezindeki genç yıldızlar NGC 2244 kümesini oluşturur. Çok büyük yıldızlar güçlü mor ötesi ışınım yaparak yakınlarındaki gaz ve tozu kuvvetli rüzgarlar etkisiyle uzağa atarlar. Bu ışıma çevredeki hidrojenin elektronlarını  iyonlaştırarak gökbilimcilerin HII olarak nitelendirdikleri bölgelerin oluşmasına neden olurlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Rozet Bulutsusu karanlık ve kuru bir yerde çıplak gözle çok sönük olarak görülmesine karşılık aslında amatör gökbilimcilerin teleskoplarıyla izlemeyi sevdiği bir nesnedir. 1690 yılında İngiliz gökbilimci John Flamsteed tarafından bir yıldız kümesi olarak tanımlanan NGC 2244, bundan 150 yıl sonra John Herschel (William Herschel’in oğlu olup kızılötesi ışığın varlığını ortaya koymuştur) bir bulutsu olarak gerçek yerini aldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Görüntüde sol altta görülen çizgi bir uydunun bıraktığı izdir. WISE görüntüyü çektiği sırada yakalanan bunun gibi doğal olmayan nesnelerin izleri olduğu gibi bırakılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Görüntü WISE’nin dört farklı kızılötesi algılayıcıları ile oluşturuldu. Mavi ve cyan renkleri  yıldızlardan gelen kızılötesi ışığı, yeşil ve kırmızı renkler ise sıcak tozdan gelen ışığı gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;">Geniş çözünürlüklü görüntü için <a href="http://photojournal.jpl.nasa.gov/jpeg/PIA13126.jpg" rel="shadowbox[post-2622];player=img;" target="_blank">tıklayınız.</a></p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: <a href="http://www.jpl.nasa.gov/news/news.cfm?release=2010-278" target="_blank">NASA-JPL</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.astronomidiyari.com/?feed=rss2&amp;p=2622</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mars Ay Kadar Görünemez!</title>
		<link>http://www.astronomidiyari.com/?p=2595</link>
		<comments>http://www.astronomidiyari.com/?p=2595#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 12:19:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümit Fuat ÖZYAR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gözlem]]></category>
		<category><![CDATA[27 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[Mars]]></category>
		<category><![CDATA[Mars Ay kadar görünecek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.astronomidiyari.com/?p=2595</guid>
		<description><![CDATA[Her sene 27 Ağustos tarihi yaklaştığında tüm dünyaya "Mars, Ay kadar görünecek" başlıklı bir yalan e-postası iletilir. Bunu kim neden yapar bilmiyorum. Ama bu düpedüz bir yalan. Böyle birşeyin olması ise mümkün değil. 27 Ağustos gecesi Mars gökyüzünde küçük bir parlak nokta kadar görünecek, o kadar. Yani Mars, Ay kadar görünemez.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignleft" style="width: 301px"><a href="http://www.astronomidiyari.com/wp-content/uploads/mars_syrtis_1105_485.jpg" rel="shadowbox[post-2595];player=img;"><img src="http://www.astronomidiyari.com/wp-content/uploads/mars_syrtis_1105_485.jpg" alt="" width="291" height="291" /></a><p class="wp-caption-text">Dünya çapının yarısı kadar bir çapa sahip olan Mars gökyüzünde küçük bir turuncu nokta olarak görünür. Hiçbir zaman Dolunay kadar büyük görünemez.</p></div>
<p style="text-align: justify;">Her sene 27 Ağustos tarihi yaklaştığında tüm dünyaya &#8220;Mars, Ay kadar görünecek&#8221; başlıklı bir &#8216;yalan e-postası&#8217; iletilir. Bunu kim neden yapar bilmiyorum. Ama bu düpedüz bir yalan. Böyle bir şeyin olması ise mümkün değil. 27 Ağustos gecesi Mars gökyüzünde küçük bir parlak nokta kadar görünecek, o kadar.</p>
<p style="text-align: justify;">İnternet yaşamımıza girdiğinden bu yana yaşantımızda çeşitli değişiklikler oldu. Çoğu bilgiyi artık kitaplardan değil internet ortamından arayıp bulmaya ve kullanmaya başladık. Eğlence merkezi olarak bile çoğu kez interneti tercih ettik. Elbette iyi olduğu kadar zararlı yönleri de yok değil internetin. Örneğin yanlış bilgi içeren sayfalar, insanları yanlış yönlendiren ve yanlış bilgilendiren mesajlar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle bu mesaj kısmına dikkat&#8230; Bir yıl içerisinde e-posta kutularımıza neredeyse her gün o kadar gereksiz, saçma ve yalan dolu mesajlar geliyor ki&#8230; Bunları bereket ki e-posta servisleri hemen süzgeçten geçiriyor. Yoksa işin içinden çıkılmak olanaksız olabilirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelelim konuya&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Evet Mars Dolunay kadar görünecek mi?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #800000;">Yanıt: Kesinlikle HAYIR.</span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Neden olamayacağını anlamak için işi basitleştirerek anlatmaya çalışayım. Mars 6800 km çapındadır. Yani Dünya çapının yarısı kadar.Ay ise yaklaşık 3400 km çapa sahiptir. Yani Mars&#8217;ın çapı Ay&#8217;ın çapının 2 katıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Mars&#8217;ın bize en yakın olduğu ortalama uzaklığı 78 milyon km&#8217;dir. Ay&#8217;ın uzaklığı ise 380 000 km&#8217;dir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 331px"><a href="http://www.astronomidiyari.com/wp-content/uploads/27agustos.jpg" rel="shadowbox[post-2595];player=img;"><img class=" " src="http://www.astronomidiyari.com/wp-content/uploads/27agustos.jpg" alt="" width="321" height="221" /></a><p class="wp-caption-text">27 Ağustos günü saat 19:45&#39;de batı ufkunda batmak üzere olan 3 gezegen görülüyor. Bunlardan biri de Mars. Mars 20:30 gibi batıyor ve bir daha ertesi akşama kadar gökyüzünde görünmüyor. Resimde de görüldüğü üzere Venüs Mars&#39;tan daha büyük görünecek. Ama Dolunay kadar değil ha.... (Görüntü Stellarium programı ile alınmıştır.)</p></div>
<p style="text-align: justify;">Bu rakamlara göre Mars&#8217;ın Ay kadar görünmesi için bize uzaklığının 700 000 ile 1 milyon km kadar olması gerekir. Yani Mars bize 77 milyon km yaklaşmalı. Böyle bir şey olabilir mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Bilim kurgu filmlerinde olabilir. Ama Gökbilim&#8217;de değil. Böyle bir şeyin olması için Mars&#8217;ın yörüngesinden bir şekilde çıkması gerekir ki bu da gezegen dengelerini alt üst eder. Neyse ki milyonlarca yıldır Güneş Sistemi&#8217;ndeki gezegenler yörüngelerine sadık kalarak ve birbirlerine olan uzaklıklarını koruyarak varlıklarını devam ettiriyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">27 Ağustos günü gece 0:30&#8242;da görüleceği söylenen Mars, aslında akşam 20:30&#8242;da batıyor ve ertesi gün akşam olana kadar da gökyüzünde görünmüyor. Bu e-postanın yalanını çıkaran ikinci gerçek.</p>
<p style="text-align: justify;">Mars zaman zaman Dünya&#8217;ya yakın konuma gelir. Ama bu yakınlaşma ile aradaki uzaklık ancak 70-72 milyon km&#8217;ye kadar inebilir. Böylesi bir durumda dahi Mars küçük bir turuncu parlak noktadan daha büyük görünmez.</p>
<p style="text-align: justify;">
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 356px"><a href="http://www.astronomidiyari.com/wp-content/uploads/mars_ay.jpg" rel="shadowbox[post-2595];player=img;"><img class=" " src="http://www.astronomidiyari.com/wp-content/uploads/mars_ay.jpg" alt="" width="346" height="331" /></a><p class="wp-caption-text">Mars ve Ay&#39;ın görünen büyüklüklerinin karşılaştırılması. </p></div>
<p style="text-align: justify;">Şu an Mars Dünya&#8217;ya 320 milyon km uzaklıkta yer alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Konuyla ilgili ayrıca NASA&#8217;nın <a href="http://science.nasa.gov/science-news/science-at-nasa/2010/25aug_marshoax/" target="_blank">açıklamasını</a> da okuyabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #0000ff;">Not: </span>Yalan haberi uçuranlar bu olayın bu seneden sonra bir daha &#8212;taaaa&#8212; 2287 gibi anlaşılmaz bir tarihte  yaşanacağını da belirtmişler. Bu da yalan. Ne 2287&#8242;de ne 22 870&#8242;de ne de 2 milyon yıl sonra böyle bir olay olamaz. Nereden mi biliyoruz? Güneş Sistemi&#8217;nin tarihinden elbette. 4.5 milyar yıldır bu gezegenler birbirlerine fizik yasalarının izin verdiği ölçüde yakınlaşmışlar da ondan. O da birkaç milyon km eder, 70 milyon km değil!</p>
<p style="text-align: justify;">Önümüzdeki yıl aynı yazıyı sizlerle tekrar paylaşmak zorunda kalmam umarım.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilimle kalın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.astronomidiyari.com/?feed=rss2&amp;p=2595</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
