Kedi Pençesi Bulutsusu

ESO, Kedi Pençesi Bulutsusu (Cat’s Paw Nebula) olarak adlandırılmış olan NGC 6334’ün yeni bir görüntüsünü yayınladı. Samanyolu merkezine yakın bir bölgede yer alan bulutsu, yoğun gaz ve toz kümesinin arkasında saklanmaktadır. Bulutsudaki gaz ve toz bulutu, büyük kütleli yıldızların oluşmasına neden olmaktadır.
NGC 6334’ün görüntüsü insana gökte gezen dev bir kedinin pençesini andırdığı için, Kedi Pençesi Bulutsusu olarak da adlandırılır.

Hubble Düzeni Araştırması: Gökadalar Nasıl Oluştu?

İki gökbilimci evrendeki gökada türlerine ve gökadaların evrimine yönelik yeni bir çalışma yaptı. Gökbilimciler, Dr. Andrew Benson ile Dr. Nick Devereux gökadalarin 13 milyar yıllık gelişimini inceledi.

Gökadalar, birkaç milyon yıldızdan bir trilyon yıldıza kadar büyüklü küçüklü yapıda dağılım gösteriyor. Gökadaların sınıflandırılmasıyla ilgili ilk çalışma 1930’larda Edwin Hubble tarafından yapıldı. Hubble tarafından biçimlerine bakılarak yapılan sınıflandırmaya “Hubble düzeni” adı verilir.

Samanyolu Merkezi Çok Manyetik

Başını Avustralya’daki Adelaide Üniversitesi’nden bir ekibin çektiği uluslararası bir topluluk, Samanyolu Gökadası’nın merkezindeki manyetik alanın, diğer bölgelere göre 10 kat daha güçlü olduğunu ortaya çıkardı. Gökbilimdeki verilerin sağlıklı olarak değerlendirilmesinde manyetik alanların büyük önemi olmaktadır. Bu nedenle Samanyolu’ndaki manyetik alanın net olarak hesaplanması önem kazanıyor. Araştırmaya Almanya’daki Max Planck Enstitüsü Nükleer Fizik Merkezi, ABD’deki Monash Üniversitesi’de katıldı.

Terzan 5 Yıldız Kümesi

Gökadamızın Terzan 5 olarak adlandırılan yıldız kümesinin ayrıntıları ESO tarafından ortaya çıkarıldı. Kümeyi şişkin ve kalın bir toz bulutu kapatıyor. Bulut içerisindeki binlerce yıldızı adeta örtüp bizden gizlemeye çalışıyor. Bulutun bir genç gökada kalıntısı olduğu ancak Samanyolu’na karıştığı düşünülüyor. ESO’nun Çok Büyük Teleskobu (VLT) ile Terzan 5’in tahmin edildiği gibi büyük bir küme olduğu ve Samanyolu’na sonradan katıldığı belirlendi.

Barnard Gökadası

ESO’dan Şili La Silla Gözlemevi’ndeki teleskopla NGC 6822 olarak kodlanmış Barnard Gökadası’nın güzel bir fotoğrafı alındı. Küresel kümenin sol üst kısmı zengin yıldız oluşum bölgesi bulunuyor.
ESO’nun yayınladığı yeni fotoğrafta Barnard nesnesi 1,6 milyon ışık yılı uzaklıktadır. Küme, Samanyolu’nun da üyesi olduğu Yerel Grupta bulunuyor. Barnard kümesi 1884 yılında Amerikalı gökbilimci Edward Emerson Barnard tarafından keşfedildi.

Üçüncü Görüntü:Deniz Kulağı Bulutsusu

ESO, ‘GigaGalaxy zoom’ projesinin üçüncü görüntüsünü, Deniz Kulağı Bulutsusu’nun (Lagoon Nebula, M8) 370 milyon piksellik çözünürlükteki fotoğrafını yayınladı.

Yeni görüntü karesi bir buçuk dereceden daha geniş bir alanı kapsıyor. Başka bir ifadeyle sekiz dolunay büyüklüğünde bir bölgeyi gösteriyor. Fotoğraf geniş alan görüntüleyicisinin ESO’nun 2,2 metrelik teleskoba bağlanmasıyla ve 67 milyon piksellik görüntülerin işlenmesiyle elde edildi.

Planck Gözlerini Açtı

Planck gözlerini açarak ilk görüntüsünü dünyaya yolladı. Görüntülerden Planck’ın veri kalitesinin mükemmel olduğu belirlendi. Bu bilgi Planck’ı uzaya yollayan ve L2 (Lagrange) noktasına yerleştiren ESA’yı mutlu etmişe benziyor.

Planck, uzaydaki büyük patlamanın izi olarak bilinen kozmik mikrodalga arka alan ışınımını, mikrodalga dalga boyunda inceleyecek. Araç 13 Ağustos 2009’da son manevrasını yaparak L2’deki istenilen yörüngesine oturmuştu.

Planck 15 ay süresince üzerindeki LFI (düşük frekans cihazı) ve HFI (yüksek frekans cihazı) ile bilgi toplayacak.

Çift Çekirdekli, Çift Karadelikli Gökadalar

Obur bir karadeliğin bulunduğu gökada merkezi acaba nasıl davranır? Peki ya merkezde obur iki karadelik varsa…. Bu soruya yanıt arayan Swinburne Üniversitesi’nden bir ekip 50 gökada üzerinde yaptıkları inceleme sonucunda şaşırtıcı sonuçlara ulaştı.

Araştırmacılar Doc.Dr.Alister Graham ve Dr. Lee Spitler inceledikleri gökadalar arasında 12’sinin aslında çift çekirdeğinin olduğunu buldular. Bu gökadaların çekirdeklerinde ya iki süper karadelik ya da en az on milyon yıldızdan oluşan yoğun yıldız kümeleri olduğunu da gösterdiler.