Karanlık Maddenin Haritası Oluşturuluyor

NASA’nın Hubble Uzay Teleskopu’nu kullanan gökbilimciler evrenin en gelişmiş karanlık madde haritasını yapmaya çalışıyor. Karanlık madde evrenin kütlesinin büyük bir kısmını oluşturan ve ne olduğu henüz anlaşılamamış bir maddedir.

Yeni gözlemler evrenin ilk yıllarındaki karanlık enerjinin rolünün ne olduğunu da ortaya çıkarabilecek.

Geçmişte Evrensel Isınma Yaşanmış!

Evren 11 milyar yıl önce Dünya’nın yaşamaya başladığı küresel ısınmanın benzerini yaşadı. Sonuçta obur karadeliklerin şiddetli patlamalar ile yaydığı ışınımlar 500 milyon yıl boyunca bazı cüce gökadaların büyümesine engel oldu. Bu bilgiye Hubble Uzay Teleskopu’nun yeni teknoloji ürünleri yardımıyla ulaşıldı.

Büyük Sırrın Çözümüne Doğru

Modern kozmolojinin yeni ama önemli problemlerinden biri de karanlık enerjidir. 1998 yılında keşfedilişinden bu yana karanlık enerjiyi anlamak için birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışma ise tamamen farklı bir şekilde yapıldı. Yıldız, gezegen ve toz bulutlarında yer alan normal madde evrenin kütle-enerji içeriğinin çok küçük bir kısmını oluşturur.

Yaşlı Gökadaların Gençlik İksiri

Gökadalar gençlik iksirini bulmuş olmalı…Gökbilimciler yaşlı ve büyük gökadaları saran ikinci bir kuşak varmış gibi görünen sıra dışı morötesi ışınımın varlığını tespit ettiler. Bu yapılar bir şekilde Samanyolu benzeri sarmal gökadaların da tepesini oluşturmuş ve yeni yıldızları oluşturmak için gökadaya gelen gazla kendilerine gereken gücü sağlamışlar.

Erken Evrendeki Gökadalar Görüntülendi

12 Milyar yıl önce uzay neye benziyordu? Bu sorunun yanıtı için Hubble’dan ve ESA’nın Herschel aracından iki ayrı görüntü geldi: 12 milyar yıl önce evren. İki aracın görüntüsü ve haberlere ilişkin ayrıntılar için bu haberi tekrar düzenlemek zorunda kaldım.

İlk görüntü Hubble yerleştirilen Geniş Açılı Kamera (WFC3) ile Ekim 2009’da alındı. Görüntü kızılötesi, görünür ışık ve morötesi dalga boyuyla ile alınan fotoğraflarla elde edildi. Böylece rengarenk, oldukça net ve derinliğe sahip bir görüntü elde edilmiş oldu.

Görüntüde erken döneme ait gökadaların şekillerinin oluşmaya başladığı görülüyor.

Kozmik Işınlar Nereden Geliyor?

Atmosferimiz uzaydan gelen parçacıklar tarafından sürekli bombardıman edilir. Bu gizemli parçacıklar henüz 100 yıl kadar tespit edildi. Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte gelişen ve 10 yıllık bir geçmişe sahip yeni nesil teleskoplarla bu kozmik ışınların yapısı, nasıl oluştukları gibi sorulara yanıt aranmaya başlandı. Bu parçacıklar süpernovalar sayesinde hızlandığı ortaya çıkmıştır ancak tüm sorular yanıt bulmamıştır.

Atmosferi izlemekle görevli Cherenkov teleskopları uzun zamandır kozmik ışınları izlemekte ve bu ışınlar hakkında gerekli bilgiyi toplamaktadır.

En Uzak Gökada Kümesi Keşfedildi

Çok ama çok uzaklarda bir gökada kümesi bize göz kırptı. Buradaki uzak kelimesini öylesine söylemiyorum, gerçekten çok uzakta. Öyle uzak ki, kümenin ışığı bize 10.2 milyar yılda geliyor. Bu uzaklık günümüz bilim ve teknolojisi için bir rekor.

NASA’nın Chandra X-ışınları Teleskobu ile evren şu anki yaşının dörtte biri yaşındayken oluşmuş JKCS041 olarak adlandırılan yeni bir nesne keşfedildi. Chandra’dan X-ışınlarıyla alınan mavi bölge, Çok Büyük Teleskop (VLT) ile görünür ışıkta alınan iki görüntünün birleştirilmesiyle kümenin keşfi yapıldı.

Evrenin Genişlemesi Bilinmedik Bir Kuvvete mi Bağlı?

Gökbilimciler gökadalardaki karanlık maddeler arasında bir bağlantı olduğunu ortaya çıkardı. Görünür yıldızlar ve gaz gökadaların kütle hesapları için bu keşif önemli olabilir.

Evrenin yalnızca %4’ünün bildik maddeden oluştuğu düşünülüyor. Gökadalardaki yıldızları bir arada tutan görünmez karanlık maddenin varlığının kanıtlanması çok zordur.

Kütle Çekim ve Kuantum Kuramını Birleştirme Arayışları

Temel fiziğin ulaşabildiği son sınıra bir katkı radyo teleskoplardan geldi. Bilim insanları Güneş’in uzayı ne kadar “eğdiğini” hesaplamayı başardı. Uzay boşluğundaki bu eğriliğin fizik yasaları içinde yer alması aslında Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı ile olmuştu. Kuantum Fiziği ile Kütle Çekim Kuramının birleştirilmesi 21. Yüzyıl Fizikçileri’nin büyük amaçlarından biridir. Bu amacı gerçekleştirmenin yolu da Gökbilim’den geçmektedir.

İlk kez 1916’da Albert Einstein bir yıldızın yakıunından geçen ışığın doğrultusunu değiştireceğini dile getirdi.