4 Eylül 2013

Gezegenimsi Bulutsuların Acayip Uyumları

ESO’nun Yeni Teknoloji Teleskopu ve NASA/ESA Hubble Uzay Teleskopu’nu kullanan gökbilimciler gökadamızın merkezinde 100’den fazla bulutsu keşfettiler. Kelebek-şeklindeki bu kozmik aile üyelerinin gizemli bir şekilde hizanlandıkları bulundu — bu, gökcisimlerinin özellikleri ve birbirlerinden farklı geçmişleriyle şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkardı.

cift_kutuplu_bul

ESO’nun Yeni Teknoloji Teleskopu ile elde edilen çift kutuplu bulutsulardan çalışmada yer almamasına karşılık bir örnek: NGC 6537. Güneş benzeri bir yıldız ömrünü sona erdirdiğinde ölü katmanlarını dışarı atarak kelebek ya da kum saatini andıran şekilli bulutsular oluşturur. (ESO)

Güneş’imiz gibi bir yıldızın yaşamındaki son evreler yıldızın dış katmanlarını etrafındaki uzaya atmasıyla sonuçlanır, bu nesnelere daha sonra geniş yelpazedeki güzel renkleri ve şaşırtıcı şekilleri nedeniyle gezegenimsi bulutsular adı verilir. Bu tür bulutsuların bir türü, çift kutuplu gezegenimsi bulutsu olarak bilinirler ve oluştukları yıldızın etrafında kum saati veya kelebek benzeri şekiller meydana getirirler.

Bütün bu bulutsular farklı yerlerde ve farklı özelliklerle doğdular. Ve ne tekil bulutsular ne de onları oluşturan yıldızlar, diğer gezegenimsi bulutsularla herhangi bir etkileşimde bulunmadılar. Bununla birlikte, İngiltere’deki Manchester Üniversitesi’inden gökbilimcilerin yaptığı yeni bir çalışma bu bulutsuların bazıları arasında şaşırtıcı benzerliklerin olduğunu gösterdi: çoğu gökyüzünde aynı şekilde hizalanmışlardı [1].

Bu gerçekten şaşırtıcı bir buluş, eğer doğruysa çok önemli bir yere sahip,” diyor araştırma makalesinin yazarlarından biri Byran Rees (Manchester Üniversitesi). ”Bu hayalet kelebeklerin çoğunun uzun eksenlerinin gökadamız düzlemiyle aynı doğrultuda oldukları görülüyor. Hem Hubble hem de NTT’yi kullanarak, bu nesnelerin gerçekten iyi görüntülerini elde edebildik, ve böylece üzerlerinde detaylı olarak çalışabildik.”

Gökbilimciler Samanyolu’nun merkezinde bulunan 130 gezegenimsi bulutsuyu gözlediler. Üç farklı tür tespit ettiler [3], ve bunların özellikleri ve görünüşleri üzerinde durdular.

Bu kümelenmelerden iki tanesi beklendiği gibi gökyüzünde rastgele hizalanmış olsalar da, üçüncü olanın — çift kutuplu bulutsu — şaşırtıcı bir şekilde özel bir hizalanma gösterdiğini gördük,” diyor makalenin ikinci yazarı Albert Zijlstra, Manchester Üniversitesi. “Herhangi bir hizalanma bile şaşırtıcı olsa da, böyle bir şeyi gökadanın kalabalık merkezi bölgesinde görmüş olmak çok daha beklenmedik bir şey.”

ESO ile elde edilmiş dört farklı bulutsu. Yeni çalışma bu bulutsular arasında beklenmedik bir uyum olduğunu ortaya çıkardı. Sol üst: Halter Bulutsusu ya da M27, sağ üst: NGC 6302, sol alt: NGC 5189 ve sağ alttaki Fleming 1 bulutsusudur. (ESO)

Gezegenimsi bulutsuların oluştukları yıldız sisteminin dönmesi ile şekillendirildikleri düşünülüyor. Bu, bir sistemin özelliğine bağlıdır — örneğin, bir çift yıldız sistemi [3], ya da etrafında gezegezenleri olan bir yıldız, her ikisi de şişen baloncuğu büyük ölçüde etkileyebilmektedir. Çift kutuplu bazı bulutsuların şekilleri olağandışı olabilmektedir, ve belkide çift yıldız sistemindeki kütlenin jetlerle yörünge düzlemine dik bir şekilde dışarıya atılmasıyla oluşmaktadırlar.

Bu çift kutuplu bulutsularda gördüğümüz hizalanma, gökadanın merkezi bölgelerindeki yıldız sistemleri ile ilgili garip şeylerin habercisi olabilir,” diye açıklıyor Rees. “Bunların gördüğümüz gibi hizalanmış olması, bulutsuları meydana getiren yıldız sistemlerinin yıldızlar-arası buluta dik bir şekilde dönmesiyle açıklanabilir ki, bu da oldukça ilginç.

Bu bulutsuları onların ataları olan yıldızların özellikleri şekillendirmiş olsa da, yeni bulgular gizemli bir faktörün daha olabileceği ipuçlarını veriyor. Bu karmaşık yıldızsal özelliklerin yanında, Samanyolu’nun çekirdek bölgesi de gökada merkezinin etrafında dönüyor. Bu çekirdek bölgesinin tüm gökada üzerindeki etkisi düşünüldüğünden daha fazla olabilir — manyetik alanı vasıtasıyla.  Gökbilimciler gezegenimsi bulutsuların düzenli hareketlerinin, çekirdek bölgesi oluştuğu sırada etkili olan güçlü manyetik alanların varlığı nedeniyle açıklanabileceğini öneriyorlar.

NASA/ESA Hubble Uzay Teleskopu ile elde edilmiş bir çift kutuplu bulutsu örneği. Kraliçe takımyıldızında yer alan bulutsu kelebek ya da kum saati bulutsusu olarak da bilinir. Bulutsunun, Güneş benzeri bir yıldızın dış ölü katmanlarını uzaya atması sonucunda oluştuğuna inanılıyor. (NASA, ESA)

Bu tür bulutsulardan merkeze yakın olanlar aynı düzenli şekilde hizalanmıyorlar, manyetik alanlar günümüz koşullarından çok daha şiddetli değerlere sahip olmalılar [4].

Bu nesneleri çalışırken çok şey öğrendik,diye sonlandırıyor Zijlstra. “Gerçekten bu şekilde beklenmedik davranışlar sergiliyorlarsa, bunun sonuçları sadece tekil olarak yıldızların geçmişini değil, tüm gökadanın geçmişini etkileyecektir.

Notlar

[1] Bir çift-kutuplu bulutsunun “Uzun ekseni” kelebeğin kanatları boyunca bölünürken, “kısa ekseni” gövde boyunca şekillenmektedir.

[2] Gezegenimsi bulutsuların şekillerine ait görüntüler üç şekilde sınıflandırılır, eliptik, ya hizalanmış ya da hizalanmamış iç yapı, ve çift kutup.

[3] Bir çift yıldız sistemi, ortak kütle-çekim merkezi etrafında dolanan iki yıldızdan oluşmaktadır.

[4] Gökadamızın erken dönemlerinde var olan manyetik alanın kökeni ve özellikleri hakkında çok az şey biliniyor, bu nedenle zamanla şiddetlendikleri veya sönümlendikleri henüz bilinmiyor.

ESO-Türkiye (Arif Solmaz, Çağ Üniversitesi – Uzay Gözlem ve Araştırma Merkezi, Mersin)


Düşünceniz

XHTML: Bu kodlardan yararlanabilirsiniz.: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*