20 Ocak 2020

Gökadalar da Ölür!

Japon ve Danimarkalı gökbilimcilerin işbirliği ile keşfedilen antik gökadalardan birinin Büyük Patlamadan 1,5 milyar yıl sonra ölmeye başladığını belirledi. Dev gökada, Samanyolu’ndan daha büyük (bir trilyondan fazla yıldıza sahip) ve Büyük Patlamadan 1 milyar yıl sonra oluşmuş.

Antik gökada 12 milyar ışık yılı uzaklıkta yer alıyor ve çekirdeği ölü. (SUBARU/XMM Newton)

Keşif, evrenin oluşumu hakkındaki bilgileri genişletecek olan gökbilimcilerin temel araçlarından bilgisayar modellerinin revize edilmesini sağlayacak.

Ölü gökada nedir?

Gökadalar genelde ölü ya da canlı olarak sınıflandırılır: ölü gökadalar artık yıldız oluşturmazken, canlı olanlarda yıldız oluşumları dinamiktir ve parlaktırlar. Ölmek üzere olan gökadalarda yıldız oluşumları son derece zayıftır ancak ölü gökadalar kadar karanlık değillerdir. Araştırmacılar evrendeki gökadaları gözlemlerken bu parlaklık tayfını kullanır. Şimdiye kadar keşfedilmiş en uzak gökada kayda değer bir yaşta olduğunu gösteriyor.

Gökadalar neden ölüyor? Bu soru astrofiziğin en büyük ve cevaplanamamış sorularından biri.

Niels Bohr Enstitüsünden Francesco Valentino: “Yıldız oluşumu bitmek üzere olan bir gökada artık ölmekte olduğu anlamına gelir. Ama neden yıldız oluşturamadığı hala çözemediğimiz bir soru. Gözlediğimiz gökada bu sorunun yanıtını bulabilmemiz için ayrıntılar verecek türden” diyor.

Örneğin, Samanyolu yaşamaktadır ve yeni yıldızlar oluşturmaktadır. Buna karşılık kozmolojik açıdan çok da uzakta olmayan Başak Kümesinin merkezindeki M87 gökadası ölüdür. Neden? Valentino’ya göre bunun bir nedeni M87 gibi dev gökadaların merkezindeki süper kütleli ve aktif karadelik olabilir.

Yer merkezli teleskoplar gökyüzünde en aykırı cisimleri, gökbilimciler normal cisimleri arar. Bu teleskoplar gökadaları ayrıntılı olarak gözleyemez. Üstelik evrendeki cisimlerin çok büyük bir kısmı normal olanlardır. “Normal durumları keşfetmek ya da anormal görünen durumları açıklamak için mevcut gözlem sınırlarının aşılması gereklidir” diyor Valentino.

Bu noktada James Webb teleskopu gökbilimcilerin ümitlenmesini sağlıyor. 2021’de fırlatılması planlanan JWST ile gökbilimde önemli bir eşik aşılabilir.

Japon ekip ile Niels Bohr Enstitüsündeki ekip arasındaki bilimsel işbirliğiyle geliştirilen yöntem oldukça başarılı olmuştur. “Çalışmamız önemlidir, üstelik JWST ile daha yüksek kaliteli verilere ulaşıldığında daha kolay çözülebilecek gökadalar da gözleyebileceğiz” diyor Valentino.

Makale adresi: https://iopscience.iop.org/article/10.3847/2041-8213/ab4ff3#artAbst


Düşünceniz

XHTML: Bu kodlardan yararlanabilirsiniz.: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

%d blogcu bunu beğendi: