15 Ekim 2009

Kepler Gökadamızda Hayat Arıyor

Samanyolu Gökadamızda gezegenimizdeki gibi karmaşık ve gelişmiş yaşam barındıran gezegenler olabilir. Şimdiye kadar bu konuda herhangi bir bilgiye rastlanmadı, ancak bundan sonra Kepler sayesinde daha şanslı olabiliriz.

Şu anda gelişmiş yaşam barındıran dünyamızdaki bulgulara bakarak başka gezegenlerde yaşam arıyoruz. Yaşam için gerekli maddeler sıvı su ve enerji kaynağı olarak güneş ışığı veya kimyasal maddeler için volkanik etkenlerle oluşan azot ve diğer gazlardır. Yaşamsal alan içindeki karasal gezegenlerde bu maddeler bulunabilir.

Bir yıldıza bağlı gezegenlerde, sıvı su yaşamsal alanda bulunan karasal gezegenlerde bulunur. Eğer gezegen yıldızına yakınsa Venüs gibi çok sıcak olacaktır. Mars gibi bir yerde ise su donmuş halde bulunacaktır.

Grafik: Bulutsu

Kepler görevinde gökadamızdaki dünya benzeri gezegenler araştırılıyor. Kepler bu gezegenleri yıldızının önünden geçerken keşfedebilecek. Kepler gökyüzünde yaklaşık 100 bin güneş benzeri yıldızın barındığı Kuğu bölgesini 4 yıl boyunca tarayacak.

Bir gezegen yıldızının önünden geçerken yıldızın parlaklığında küçük değişimler gözlenir. Güneş’e dışarıdan bakan bir gözlemci, Dünya Güneş’in önünden geçerken Güneş’in parlaklığında onbinde birlik bir azalma gözleyecektir. Buna benzer olarak bizde Dünya benzeri gezegenleri aramaktayız. Kepler’in hassasiyeti yıldızdaki yüzbinde birlik değişimleri bile ölçebilecek özelliktedir.

Öte yandan Kepler’in görevinin zor yanları da yok değil. Bir gezegenin geçiş yöntemiyle keşfi ve özelliklerinin anlaşılabilmesi için birkaç defa gözlenmesi gerekir. Eğer gezegenin yıldızın çevresindeki turu 1 yıl veya daha fazla sürüyorsa bu durumda gezegenin onaylanması zaman alacaktır.

Gezegenin ilk geçişi sırasında bazı temel özellikleri bulunabilir. Boyutu, yıldıza olan uzaklığı gibi. Ama daha fazla detay için daha fazla gözlem yapılması gerekir.

Şema: Bulutsu

Doppler etkisiyle bu türden gezegenleri keşfetmek zordur.Yıldızın kütle çekimi gezegeni kendisine bir römork gibi bağlar ve ortak kütle çekimi içinde hareket ederler. Bu durumda yıldızın ışığı tıpkı ambulans sireni gibi davranır. Yıldızın ışığı mavi bölgedeyse yaklaştığı kırmızı bölgedeyse uzaklaştığı anlamını taşır. Gökbilimciler yıldızların bu renk tayflarına bakarak gezegenin kütlesini tahmin edebilirler. Eğer gezegen büyük kütleli ise yıldızdaki renk kayması daha büyük olacaktır.

Bu türden aramalarda ancak Jüpiter büyüklüğündeki gezegenlerde daha doğru sonuçlar alınmıştır. Günümüz teknolojisi ile Dünya benzeri bir gezegeni bu teknikle ortaya çıkarmak zordur.

Kepler 6 Mart 2009 günü fırlatılarak şu anki yörüngesine mayıs ayı içinde yerleştirildi ve geçtiğimiz haziran ayından bu yana dünyaya bilgi geçmeye başladı. Gezegen keşfi zor ve sabır istediğinden gökbilimciler ancak gezegen olduğuna emin oldukları nesneleri yayınlamaktadır. Bu anlamda Kepler’den yakın zamanda onlarca gezegen keşfi gelebilecektir. Araçtan gelen verileri işlemek ve yıldızların parlaklığındaki ufacık değişimleri gözlemek gökbilimciler için zor olsa da keyifli bir uğraş olsa gerek.

Kaynak: NASA-Kepler


Düşünceniz

XHTML: Bu kodlardan yararlanabilirsiniz.: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*