25 Nisan 2020

Hubble’dan 30. Yıl Manzarası: Kozmik Resif

Hubble 30. yılını komşu bir gökadadaki yeni yıldız oluşum bölgesindeki kaotik yapıyı görüntüleyerek kutluyor.

Görüntüdeki iki bulutsudan dev kırmızı olanı NGC 2014 ve daha küçük mavi olanı ise NGC 2020 olarak bilinmektedir. Bulutsular Samanyolu’ndan 163,000 ışık yılı uzaktaki uydu gökadada Büyük Macellan bulutunda yer almaktadır. Görüntü denizaltı dünyasını andırdığı için “Kozmik Resif” olarak adlandırılmıştır.

Hubble bundan 30 yıl önce 24 Nisan 1990’da fırlatıldı ve yörüngeye yerleştirildi. O günden bu yana kozmosa ilişkin bakışımızı derinleştirip heyecan verici keşiflere neden oldu.

Hubble’ın görüntüleri sadece gökbilimcileri değil, herkesi heyecanlandırmıştır. Her yaştan her kesimden insanın uzaya olan merakını arttırmıştır. Komşu gezegenlerden uzaktaki gökadalara kadar çok çeşitli alanlarda görüntüler sunmuştur.

Dünya atmosferinin görüşü kısan etkisinden uzakta olan Hubble morötesinden kırmızı ötesine kadar geniş bir bant aralığında gözlem yapabilmektedir.

Hubble Uzay Teleskopu
JWST ve Hubble’ın aynaları.

Hubble’ın en büyük başarılarından biri de evrenin genişleme hızının ölçülmesine verdiği katkıdır. Diğer önemli katkıları ise; evrendeki karadeliklerin düşünülenden daha fazla olduğu, başka yıldızların çevresinde dolanan gezegenlerin atmosferlerinin analizinin yapılması, Güneş Sistemindeki gezegenlerin zaman içerisinde nasıl değişime uğradığı ve yıldız ile gökadaların doğumu, evrenin oluşumu hakkında fikirleri test etmek için zamanın %97’si kadar geçmişe bakması.

Hubble bugüne kadar 1.4 milyon gözlem yaptı ve dünyadaki gökbilimcilerin hakemli dergilerde 17,000’den fazla bilimsel makale yazmasına olanak sağladı. Görev süresi bittiğinde bile geleceğin gökbilimcilerinin çalışmasına yetecek kadar veri ise sırada bekliyor.

Hubble’ın bu denli uzun ömürlü olmasında gelişen teknolojiye uygun olarak yeni cihazların uzay yürüyüşleri ile teleskopa monte edilmesinin payı büyüktür.

Kozmik Resif

Hubble’ın 30. Yılına üretilen bu özel portre oldukça kaotik bir yıldız doğumevinin en fotojenik örneklerinden biridir. Bu bölgelere en az 10 Güneş kütleli yıldızların parlaklığı hâkimdir. Bu yıldızlar 10 milyar yıl ömrü olan Güneş ve benzeri yıldızlara göre sadece birkaç milyonluk ömre sahiptir.

NGC 2014’ün ışıltılı merkezinde her biri 10 ile 20 Güneş kütleli, parlak, iri yıldızlar yer almaktadır. Yıldızların yoğun morötesi ışınımı çevredeki yoğun gazı ısıtır. Büyük yıldızlar ayrıca sağda görülen kabarcık benzeri yapılardan sorumlu yüklü parçacıkların şiddetli rüzgârlarını açığa çıkararak düşük yoğunluklu gazı parçalar. Güçlü yıldız rüzgârları bulutsunun sol kısmındaki gaz ve tozu iterek buraya yığar ve yıldız ışığının aydınlattığı bir duvar oluşturur.

NGC 2014’deki mavi alanlar sıcaklığı 11,000 C dereceye ulaşan oksijen ışımasını göstermektedir. Sıcaklığı bu kadar yükselten ise yıldızların morötesi ışıklarıdır. Kırmızı gaz ise daha soğuk olan oksijen ve azot gazını işaret eder.

Görüntünün sol kısmında yer alan mavi bulutsunun nedeni ise NGC 2020 ise Güneş’e göre 200,000 kat daha parlak yalnız bir yıldızdır. Mavi gaz, yıldızın dış katmanını dışarı fırlatmasıyla oluşmuştur.  

Görsel telif hakkı: NASA, ESA ve STScI 


Düşünceniz

XHTML: Bu kodlardan yararlanabilirsiniz.: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

%d blogcu bunu beğendi: